Kaymakam Yavuz'un Kemer karnesi -3: Yavuz'un yapmadıkları
Biraz da, Seddar Yavuz’un yapmadığını düşündüğümüz hadiselerden örnekler verelim:
Yavuz’un, kamu malı olan sahillerin yağmalanmasının önüne geçmek için kılını kıpırdattığını görmedik.
Kaymakam, turizmi otelcilerden ibaret gören ber anlayışın temsilcisi olarak hep otelcilere dayandı. Tekirova’da bazı otellere kadar giderek WOMM “ağızdan ağıza” uluslararası ilişkiler konusunda da adımlar attı.
Sahte alkol skandalı
Bu yıl Mart ayının sonlarına doğru GazeteKemer muhabirleri Atatürk Caddesi’ndeki bir otelin 203 numaralı odasında 22 Rafael Neca’nın ölü bulunmasıyla başlayan sahte alkol skandalı haberine imza attılar. Haber ilk kez, GazeteKemer ve Habertürk Gazeteleriyle kauoyuna duyuruldu. Olay, gruptan iki gencin daha bitkisel hayata girmesi ve akabinde götürüldükleri Almanya’da hayatlarını kaybetmeleriyle uluslararası bir skandala dönüştü.
Üç alman gencinin kanlarında yüksek oranda metil alkol tespit edildi. Almanya’da kampanyalar açıldı, Türkiye imajı zarar gördü. İddia edildiğine göre sahte içkileri otele satan kişi, olaydan bir yıl önce Kemer’de bir kamyonet dolusu sahte içkiyle yakalanmış ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.
Bütün bunlar olurken, Türkiye’de iktidara sahip olanlar, krizi yönetmek için kıllarını kıpırdatmamışlardı.
Kemer’in en yetkili kişisi, Türkiye Alman basınında adeta bombardıman edilirken, antalya Valisinin oğlunun düğünü için İstanbul’a gidiyordu.
Yavuz’un istanbul’a Vali Yüksel’in talimatıyla gittiği söylenir. E tabii insan, kendisini idareciler derneği’ne ödül alsın diye öneren insanın isteğini kıramaz, Kemer yansa bile düğüne gitmeyi görev kabul eder değil mi?
Sonuçta Seddar Yavuz, bu olayla ilgili olarak Türkiye’nin ve Kemer’in imajını düzeltmek için hiçbir şey yapmadı. Ama ayakları yere basmayan “Ağızdan ağıza reklam” projeleri üretti durdu. Görevlerini layıkıyla yapmak yerine olayı örtbas etmekten medet uman yetkililer umutsuzca bu yola sarıldı.
Seddar Yavuz, sahte alkolden ölen 3 alman gencinin yarattığı krizi yönetmeye çalışmadı bile. Olay Almanya’da Türkiye aleyhine bir kampanyaya dönüşürken seyirci kaldı.
AIDS krizinde neredeydi?
2009 yılının ilk günlerinde, Seddar Yavuz “Yılın başarılı Kaymakamı” ödülüne yayık görülmeye hazırlanırken, Kemer’de bir süredir “Ağızdan ağıza” dolaşan “AIDS” vakası değişik yorumlarla GazeteKemer ve Kemer Gözcü Gazetesi’nde aynı gün yayınlanıyordu.
GazeteKemer, bir süredir ne kadar yayıldığını tespit etmek için araştırdığı hastalığın adını vermeden yetkilileri krizi yönetmeye çağırırken, diğer gazete ve bağlantılı çalıştığı istanbul gazetesi “Kemer’de AIDS paniği” başlığını atmıştı bile.
GazeteKemer yazsa “Bakın, Kemer’e zarar veriyorlar “ diye gazetemizi yalakalandıkları mercilerin kapılarını teker teker dolaştıracak kişilere, “Bomba patladı tüpgaz yazdık” diye koltuk altına sığındıkları merciler tarafından madalya takılmadığı kaldı..
Bu kriz sırasında da Kaymakam, kan testleri yaptırmakla meşguldü ve paniğe kapılan insanların Kemer’de ve daha çok Antalya’da hatta Ankara’da testler yaptırmak için çırpınmalarını görmezden geldi. Belki biz, kaymakamdan çok şey bekledik.
Ama Yılın Başarılı Kaymakamı olmak için bunlar yeterliymiş.
Cankurtaran bile koyduramadı
Yağmalanmış, işgal altındaki sahillerde hiç olmazsa cankurtaran bulundurulmasını sağlayamadı. Onlarca insan boğuldu, bazıları hayatını kaybetti.
Hastaneye doktor bulamadı
Kaymakam, Devlet Hastanesi’ni özel hastanelerle rekabet edecek doktor kadrosuna kavuşturamadı.
Kaymakam, Kemer’deki turizmin toparlanması için ciddi projelere öncülük etmedi.
Kaçak işçi sorunu büyüdü
İlçedeki kaçak yabancı işçi sorununa da, esnafların devranışlarına da çözüm bulmak için ciddi adımlar atmadı.
Yapılması gerekenleri yerinde denetleyip yaptrımlar uygulamak yerine, çoğunlukla “İyi ilişkiler” geliştirmeyi tercih etti.
Festivali iptal ettirdi
Phaselis Sanat Etkinliklerinin Ramazan’a rastladığı için kaymakam tarafından yaptırılmadığı duyuldu.
Başarıyı ödüllendirmedi
Kaymakam, kendi kariyeri için gerekli olanlar dışındaki herşeye duyarsız kaldı.
İstediğinin başarısını cömertce ödüllendirdi, kimininkini ise, belki de “İntihal”den değerlendirme dışı kalmanın kıskançlığıyla kendisini etkilemeye çalışanların dolduruşuna gelip tekdirle karşıladı. Peşinde birbirine düşmüş bir eğitim camiası bıraktı.
Kaymakam giderken, hamam ve taslar aynıydı ama yerinde durmuyordu.
Yavuz’un yaptığını söylediği işler, biraz da yandaş basın tarafından cilalanmış “Dostlar alışverişte görsün” icraatlarından başka birşey değildi. Yıllardır yapılamamış işleri yapacakmış “gibi” yapmak bile “Başarılı” sıfatını kazanmasına yetti.
“Haksızlık etme, şurada iki yıl bile kalmadı” diyebilirsiniz.
Doğru. Ya bir de 5 yıl kalsaydı?
Haber Tarih: 04.09.2009-09:10
|